Türkiye’de yaşıyor olmamızdan olsa gerek,
neredeyse her şey
normal akışının dışında gerçekleşiyor.
Burası Türkiye! dedirttirecek örnekler; her an, her
yerden karşımıza çıkıyor.
Artık alıştığımızdan sanırım, şaşırmadan olur böyle
deyip geçiyoruz.
Şimdi anlatacağım olayda aslında buna iyi örnek.
‘Ne var bunda’ diyeceğimiz türden.
Bu ülkenin bir kurumu var ki; yaptığı işle sonuçları
tartışmalı,
Ama yaptığı hataları, yanlışları normalmiş gibi
karşılayıp
Büyük bir pişkinlikle yoluna devam edebiliyor…
Bunun içinde usta olmak gerek.
E ne de olsa, ustalık döneminin icraatlarını sergileyen
bir Hükümetimiz var.
Herkes yaptığı işte usta olacak tabi.
Fazla uzatmayayım ve bu güzide kurumu size takdim
edeyim.
Çok iyi bildiğiniz; Ö.S.Y.M. (Ölçme, Seçme, Yerleştirme
Merkezi)
Bu kurum; hayalini kurduğumuz üniversiteye girip
giremeyeceğinize (YGS),
Devlet memuru olup olamayacağınıza (KPSS),
Akademisyen olup olamayacağınıza (ALES),
Yabancı dilinizin yeterli olup olmadığına (ÜDS,KPDS),
Hangi liseye girip giremeyeceğinize (LGS),
İki yıllık yetmez 4 yıllık okuyup okuyamayacağınıza (DGS
),
Tıpta uzman olup olamayacağınıza (TUS),
Liste çok uzun; ALS, PMYO, YÇS,
LES, ÖMSS, YDUS, DUS, STS, YLSY vs. ye
girip giremeyeceğinize işte bu
kurum, ÖSYM karar veriyor.
Yani kısacası ne olup olamayacağınıza ÖSYM karar
veriyor.
Sizi ölçüyor –tartıyor önce,
sonra uygun olanlarını seçiyor,
seçtiklerini de uygun yerlere yerleştiriyor.
Ve bunların hepsini bir merkezden yapıyor.
Bravo! Zor iş vesselam.
E böyle güzide bir kurum olunca herkesin gözü var ki,
nazara geldi.
Son yıllarda birçok
sınavda hatalar, yanlışlıklar yapmaya başladı.
Bir kere yapınca gerisi gelmeye devam etti.
KPSS sınavında
500 den fazla adayın 120 soruya doğru cevap vermesi,
sınavın iptal edilmesiyle sonuçlandı mesela.
Yani sınav soruları dışarıya sızdırılmış.
ÖSYM’de sızıntı! olduğu
söylentileri başladı.
Bir süre sonra, ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan tepkiler
üzerine olacak, istifa etti.
Yerine Ali Demir geldi.
Bir, iki, üç değil, dört, beş hata, yanlış, skandallar
oldu…
Ama maşallah hala yerinde oturuyor.
Belli ki seviyor, işini
yani.
Ölçme, Seçme, Yerleştirme işini .
Mesleğine aşık besbelli.
Mesela; 2011 de YGS sınavında şifre olduğu ortaya
çıkmıştı hatırlarsınız.
Ali Demir hemen reddetti iddiaları.
Sınavın iptali için dava açıldı.
ÖSYM’den savunma isteyen İdari Mahkemeye ise
‘şifrelemeyi’ savundu.
Tıpta denklik için yapılan STS’nin 2. aşamasında “geçen
yılın sorularının aynısının
sorulması” üzerine
Sınavı iptal ederek tekrar yapmak durumunda kaldı.
KPSS sınavı devam ederken bir internet sitesi soruları
yayınladı.
ÖSYM’de yine mi sızıntı! var? sorusu gündeme geldi.
Ama tık yok bu sefer.
Yok efendim; ALES ‘de adaylara eksik kitapçık
dağıtılmış,
YGS’de 8 ilin cezaevinde Fen Bilimleri test kitapçığı
hatalı diye sınav iptal edilmiş,
Geçenlerde yapılan KPSS’de, Eskişehir’deki sınav yeri olarak gösterilen yerde
okul yerine inşaat varmış,
YGS sonucunu öğrenmek için ÖSYM’nin sitesinden önce kazanamadığını
öğrenenler,
Tercihlerin son günü ve bitime yarım saat kala bazı
adaylara “puanınızı yanlış
hesaplamışız” mesajları göndermiş,
Sınav sorularının cevaplarının telefonla bazılarına
mesaj olarak gönderilmiş, çok mu.
Bu sefer Ali Demir gereğini
yapacak diye beklerken, o ne yaptı.Kopya iddiaları ile ilgili çıkan haberlerin yayından kaldırılması için
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yaptı.
Dedik ya adam işini seviyor.
Kimsenin işini yapmasına engel olmasına müsaade etmiyor.
Bunca iddialara rağmen; doğru düzgün ne soruşturma var
ortada,
ne de görevden alma.
Maşallah herkes yerli yerinde duruyor. Ekip sağlam bu
sefer.
Ama 2011’deki YGS’deki şifreyi protesto edenler hakkında
davalar açılıp,
1 ila 3 yıl arası
cezalar veriyor mahkemeler.
Kendi vatandaşına adil bir sınav yapıp hakkını
veremeyenler,
Parasız, sınavsız üniversite isteyen öğrencileri
cezaevlerine tıkıp,
Esad karşıtı Suriyeli mültecilere 7 ildeki üniversitelerde
sınavsız okuyabilme
hakkı tanıyor.
Diğer taraftan da; Türkiye’de okuyan ama Esad’ ı
destekleyen Suriyeli öğrenciler ise
Türkiye’ye alınmıyor.
Oh, ne ala.
Bu sınava hazırlanan milyonlarca öğrencinin hakkını
yemek,
bu kadar kolay ve basit yani.
Bunca hataya, yanlışa, skandala, adaletsizliğe ve
eşitsizliğe rağmen
bu kurum ayakta kalabiliyorsa,
O kurumun başkanı, istifa etmiyorsa,
Devlet, o adamı görevden almıyorsa,
Ve her şeyden de önemlisi;
milyonlarca
gencin hayalleri, umutları, geleceği çalınıyorsa bu sınavlarla…
Söyleyecek tek şey var: gerçekten de ustasınız.
Hem de en alasından…
Bu yazı 26.10.2012 tarihli Aydınpost sitesinde yayınlanmıştır.


