Efendim, Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta partisinin İl BaşkanlarıToplantısında 9.5 yıllık iktidarının değerlendirmesini yaptı.Birazdan size de aktaracağım karşılaştırmalı rakamsal gerçekler, aslında ayakta alkışlanması gereken; fakat inanmayıp takla atmak isteyen vatandaşlarımız olursa da, onlara da şapka çıkartırız doğrusu; lakin şapkanın içinden tavşan çıkacağını beklemeyin, fil çıkarsa da şaşırmayın.
Öyle böyle değil bu rakamlar çünkü.
Fazla uzatmayalım, hadi başlayalım.
2002 de yüzde 34 oyla tek başına iktidara gelen AKP,
2007 de yüzde 47, 2011 deki seçimlerdeyse yüzde 50
alarak oylarını arttıran yine AKP.
2009 de yapılan yerel seçimde belediyelerin neredeyse
yarısını kazanan yine AKP.
2002 de Milli Gelir 230 milyar dolarken 2011 sonu
itibari ile 772 milyar dolara çıkaran yine
AKP…
2011 yılında Türkiye ekonomisini yüzde 8.5 büyüme
hızıyla Çin’den sonra en hızlı
büyüyen ikinci ülke konumuna getiren yine AKP,
2002 yılında kişi başına düşen milli gelir 3500
dolarken (66 milyon nüfus)
2011 sonu itibariyle (75 milyon nüfus) 10bin 444 dolara
çıkartan yine AKP…
Yetmez efendim, devam.
2002 yılında 91 bin adet otomobil satılmışken 2011
yılında; dikkat dudağınızı ısırmayın,
594 bin adet otomobil satılmış. Her aile,neredeyse 1 den
fazla otomobil alabilmiş.
Tüm zamanların otomobil satış rekoru kimin iktidarında
kırıldı; tabi ki AKP.
Hani muhalefet diyor ya ‘fakirleşiyoruz’ diye, Allahını
severseniz hiç fakirleşen ülkede
bu kadar otomobil satılır mı?
Sıkı durun, yerinizden kıpırdamayın ve emniyet
kemerlerinizi de bağlamayı unutmayın,
çarpıcı bir örnek daha geliyor.
2002 yılında satılan buzdolabı 1 milyon 88 bin adet.
Peki, 2011 yılında durum ne.
2 milyon 193 bin adet buzdolabı satılmış.
Bravo, bu da bir rekor.
Devam rekor kırmaya.
2002 yılında ihracat 36 milyar dolarken 2011 yılı
sonunda 135 milyar dolar.
Ama dikkat; dünya krizdeyken, Avrupa battı batacakken
oluyor bu artışlar.
Bunu fark eden salondaki izleyiciler hemen alkışı
koparıyor zaten.
Efendim hesap ortada yani, “Halep ordaysa arşın burada.”
Daha birçok örnek var. Hepsini aktarmaya gerek yok.
Rakamların yalan söyleyeceği yok ya…
Tabi kimin iktidarında oluyor bunlar. Elbette AKP.
Şimdi bu rakamsal gerçekler ortadayken, Cumhuriyet
tarihi boyunca olmadığı şekilde AKP
iktidarı döneminde ülkenin her yanı demirağlarla
örülmüşken, IMF canavarından ülkeyi
kurtarmışken, ülkemizi dünyanın en büyük 20 ekonomisi
arasına sokmuşken, Hükümet
bununla övünmesin mi, gururlanmasın mı.
Bir teşekkürü söylemek çok mu zor.
Çok sinirlenmiş Başbakan, çok.
Sanki; bu kadar iş yaptık, rekorlar kırdık, ülkeyi bir
Ay’a çıkartmadığımız kaldı ama
yine de muhalefet ediyorlar der gibiydi siniri.
Haklı olarak bir teşekkür edilmeyi beklerken hunharca
muhalefet edilmesine
sinirlenmesinde ne yapsın Başbakan.
Düşünsenize;
Yüzde 50 oy almışsın,
Meclis’de çoğunluksun, ama muhalefet etmek durumuna
düşüyorsun,
İstediğin yasayı geçirttirebiliyorsun, yine muhalefet...
4+4+4 diyerek, dört dörtlük bir eğitim sitemi yapıyorsun
ama eğitim emekçileri cop-biber
gazı-gözaltılara rağmen hala protesto ediyorlar…
İcraatlarını öven büyük bir medya desteği sağlıyorsun;
Partini ve seni eleştiren köşe yazarları ve gazetecileri
Genel Yayın Yönetmenlerine şikayet
ederek gereğini yaptırıyorsun, ama yine muhalefet etmeye
devam ediyor basının bir
kısmı, sanki kovdukça çoğalıyorlar ve daha gür çıkıyor
sesleri…
Alevilere açılım yapıyorsun ama aleviler sana açılmıyor…
Kürt açılımı diyorsun ama bölgede Kürtler BDP’yi kuçaklamaya
devam ediyor…
Seçim öncesi köy halkına buzdolabı, çamaşır makinası
dağıtıyorsun; köylü sana oy
vermediği gibi köyün elektriği de yok zaten…
İzmir’i istiyorsun ama İzmirli seni istemiyor…
CHP muhalefeti için, Allah başımızdan eksik etmesin diyorsun,
ama başına bela alıyorsun,
Ülkenin her yerini duble yollarla örüyorsun, yine
yaranamıyorsun…
12 Eylül’le askeri cuntasıyla hesaplaşıyorum diyorsun,
ama hesap soracağın kimse
kalmamış karşında.
Ülkeyi, bölgenin lideri yapıyorsun, İsrail’e meydan okuyorsun,
Uluslar arası Ceza Mahkemesinin soykırımla suçladığı, diktatörlüğü
herkes tarafından
kabul edilmiş Sudan Devlet Başkanı diktatör El Beşir’e
kucak açıyorsun, ama diğer
taraftan Esad’ı diktatör ilan edip dışlıyorsun… iyi
diktatörle kötü diktatörü ayırıyorsun
yine muhalefet ediyorlar.
Yine yaranama…yine teşekkür edilmesin.
Sonra Başbakan neden bu kadar sinirli.
Başbakan haklı.
Yani iktidarsın, muktedirsin senden habersiz kuş bile
uçmuyor ülkede ama hala muhalefet
eden birileri çıkıyor olması elbette sinirlere iyi
gelmez.
Hakkını aramak için gösteri yapan emekçilere,
öğrencilere ve herkese sıkılan biber gazı
için milyonlarca dolar harcayacaksın ama sokakları eylem
yapanlardan
temizleyemeyeceksin.
Kendi dışında herkese ‘muhalefet eden iktidar’ olmak
kolay bir şey değil.
Sinirlere iyi gelmiyor anlaşılan.
Bu yazı 12.09.2012 tarihli Aydınpost sitesinde yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder