24 Ekim 2012 Çarşamba

Yaptım, oldu.




Tartışmalar yaratan Belediye Yasa Tasarısı Meclis Alt Komisyonu’ndan geçti. 
Aylardan beri konuşuyorduk(?).
Aydın’ın da içinde olduğu 13 il, büyükşehir yapılıyor.
Yeni ilçeler kuruluyor lakin bazı belediyeler ve köyler kapatılıyor.
Yeni kurulacak ilçelere mahalle olacaklar.
Öyle bazı dediğime bakmayın.
2590 belediyeden 1582 si kapatılacak.
Sadece bu değil.
16 bin köyde mahalleye dönüşecek.
Şimdi, konunun ciddiyetini anlamak açısından bu rakamlar yeterli aslında.
Yani Türkiye’deki belediyelerin yarısını kapatmak,
16 bin köyle birlikte mahalleye çevirmek işini,
sadece basit bir tasarı deyip geçemeyiz.
Bakıldığı zaman reform diyebileceğimiz büyük bir iş var ortada.
Peki, gerçekten reform mu?
Yani bir il neye göre büyükşehir yapılır.
Hangi kriterlere göre.
Nüfus mu?
Fiziki şartlar mı?
Ekonomik gelişmişlik düzeyi mi?
Aslında hepsi. Kanun öyle diyor.
Ya da AKP öyle uygun gördüğü için mi.
Aydın için konuşacak olursak; bunlardan hangi şartları taşımaktadır?
Bunların hiçbirini tartıştık mı?
Bu konularda bilgilendirildik mi?
Belki Aydın, bütün şartları taşıyor olabilir ama konuşmadık, fikrimiz alınmadı, bilgilendirilmedik.
AKP karar verdi.
Hem de 8 günde 80 saat Meclis’te çalışarak oldu bitti.
Çalışarak dediğime bakmayın; nasıl ki bize, sizi büyükşehir yapacağız,
Beldelerinizi ve köylerinizi kapatacağız, yeni kurulacak ilçelere
mahalle olacaksınız derken fikrimizi almadıkları gibi Meclis’de de diğer partilere
aynısını yaptılar.
AKP dışındaki tüm partiler itiraz etti ama tasarı dedikleri yasa aynen geçti.
Değişiklik yapılmadan.
Yani şunu anlıyoruz: Ya değişiklik yapılmayacak kadar kusursuz bir yasa hazırladılar ya da
‘yaptım olacak’ tarzı bir yasayı dayattılar.
AKP’nin ‘yaptım olacak’ dayatmasına sanırım alıştık.
Meclis’de çoğunluk onlarda olduğu için, bunu engelleyecek güce sahip değilseniz
yavaş yavaş alışıyorsunuz bu duruma.
Öyle olmasaydı; diğer partiler AKP’nin bu dayatmacı ‘yaptım oldu’ tarzını engelleyemedikleri için Meclis’deki durumlarını gözden geçirirlerdi.
Cumhuriyet Halk Partisi, kısmen de olsa kapatılacak belediyelerin bir kısmında
 ‘referandum’ yaparak tepki gösterdi.
Aslında AKP’nin yapması gereken işi yaptı.
Kapatılacak 1582 belediyeden 363 ünde yapılan referandumda 300 bin vatandaşımızın
292 bine yakını ‘hayır belediyem kapatılmasın’ dedi.
Sanki böyle çıkacağını bildiği için mi AKP, halka sormadan belediyeleri kapatmak istedi.
AKP niye böyle yaptı ya da yapması gereken referandumu neden yapmadı? sorusuna cevap
AKP Milletvekili Menderes Türel’den geldi.
CHP’nin yaptığı referandumları “çadır tiyatrosuna” benzeterek
halkı küçümseyerek,  niyetlerini ifşa etmiş oldu.
Şimdi, kime sorsanız, ilimiz büyükşehir olsun diyecektir. Kimse itiraz etmeyecektir.
Ama kime sorsanız, belediyem kapatılmasın diyecektir. İtiraz edecektir.
O yüzden; sormaya lüzum duymadan, ‘yaptım oldu’ mu denmiştir.
Aksi halde AKP; altına imza koyduğumuz ‘Avrupa Yerel Yönetimler Özerlik Şartı’nın
5. maddesinde dediği gibi; “Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği durumlarda ve mümkünse bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz hükmünü yok saymazdı.
Anayasamızın 90. Maddesinin, usulüne uygun olarak imzalanan uluslar arası  sözleşmelerin
iç hukukun üstünde olduğu ifadesini görmezden gelmezdi.
Kapatılacak belediyeler karşı dava açsa yeridir.
Bir konu daha var.
Yeni kurulacak ilçenin adı.
Aydın için ‘Efeler’ adını uygun görmüşler.
Kime sordunuz?
Mevzu şudur: Doğup büyüdüğüm ve yaşadığım kentin idari yapısı, statüsü değiştiriliyor,
Beldeleri kapatılıyor, köyleri mahalle yapılıyor,
yani Aydın’ın geleceğiyle ilgili karar veriliyor,
ama Hükümet zahmet edip burada yaşayanlara,
siz ne düşünüyorsunuz? deme gereğini duymuyor.
Yasaları hiçe saymak da cabası.
Yoksa “büyükşehir oldunuz daha ne istiyorsun” deyip susalım mı diye düşünüyorlar.
Bu mudur ileri demokrasi.
Şimdi seviniyoruz ya büyükşehir olacağız diye, bir sonraki yazı da büyükşehir olduğumuzda
bizi ne gibi sürprizlerin beklediğiyle ilgili durumlara değineceğim.
Şimdilik yazıya nokta koyalım.
Yarın bayram.
Nerede ve kime karşı olursa olsun, yapılan tüm haksızlıkları ve
tüm acıları yüreğinde hisseden, savaş çığırtkanlarına inat,
barış ve kardeşlik duygusuyla halkımızın bayramı kutlu olsun.
İyi bayramlar.

Bu yazı 24.10.2012 tarihli Aydınpost sitesinde yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder