8 Ağustos 2012 Çarşamba

"İleri demokrasi" manzaraları



Şu son haftalardaki ülkenin gündemine bakın.

Takip etmesi zor denecek kadar hızlı gelişiyor her şey.

Şemdinli olayı mesela…

 İki haftadır devam eden çatışmalar var. Bazı köyler boşaltılmış, bazı yerleşim yerlerine ise 6 Ekime kadar giriş yasağı koyulmuş. 6 asker şehit … Daha fazla şehit olduğu söyleniyor. Tam olarak bilmiyoruz. Şemdinli’de ne oluyor? sorusuna Hükümet’ten net açıklamalar gelmedi. Olağanüstü hal uygulamalarını aratmayacak gelişmeler yaşanmakta olsa bile ileri demokrasiden taviz vermek yok.

Suriye’de işler karmaşıklaşmaya başladı. Daha doğrusu AKP’nin istediği gibi gitmemeye başladı. Yoksa birden Kerkük’ü hatırlamazdık. 75 yıldır gitmediğimiz yere şimdi apar topar gitmemizin bir nedeni olmalı. İran’da Suriye’nin yıkılmasına izin vermeyeceklerini açıkladı. Saflar sıklaşmaya başladı yani. Rusya ve Çin’in kesin tavrı yakında belli olur. İleri demokrasimiz için hayırlısı ne ise o olsun.

PKK mübarek ayda askerimizi şehit etmekten geri durmuyor diyen din tüccarlar var, aynı zamanda bunlar Suriye’deki muhaliflere, öldürmeleri için silah verenler.  Ne ilginç tesadüf değil mi? E Suriye’ye de ileri demokrasi götürülmeli. Durmak yok, devam.

Bir diğer gündem, Gül ve Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı yarışı.

Geçen hafta Abdullah Gül cephesinden yeni bir salvo geldi. Cumhurbaşkanımız incinmiş haliyle, ikinci kez aday olmasını engellemeye çalıştıkları için biraz sitemkârmış. Kamuoyuna verilen o kadar birlik görüntüsüne rağmen kriz devam ediyor. Bizde heyecanla takip ediyoruz ne olacak bu işin sonu diye. İleri demokrasimiz kazansın gerisi önemli değil.

Hatay Dörtyol’daki polislerin sıraya dizilmesi olayı var bir de.

Polisler sıraya dizilmiş, AKP Milletvekilinin oğlu teşhis yapıyor. Yanında kim var, İlçe Emniyet Müdürü. Bu duruma gelen tepkileri önce görmezden geldiler. Öyle olmasa İlçe Emniyet Müdürü’nü İl Emniyet Müdür Yardımcılığı’na atamazlardı. “Yok artık, bu kadar da olmaz” türünden tepkiler gelince kararı geri çekmek zorunda kaldılar. Ama asıl ilginç olan, olayın kameraya çekilip servis edilmesiyle ilgili kimsenin bir şey söylemiyor olması. Herhalde susmak, ileri demokrasimiz açsından gerekli.

Buna benzer bir olay daha yaşandı geçtiğimiz hafta içinde. Hatta AKP MYK’sında Ayşe Böhürler yüksek sesle itirazını dile getirdi.  Ne demişti Başbakanımız vaktiyle. “İşkenceye sıfır tolerans.”  Ama işkence ve tecavüz olaylarından Türkiye'yi üç kez mahkum ettiren polis şefi Sedat Selim Ay terfi ettirilerek İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcılığı görevine atadılar. Başbakan gelen eleştirilere tolerans göstermedi ve polise sahip çıkarak, polisimizi yedirtmeyiz dedi.

İleri demokrasimizin daha da ileri gitmesi içinse bence de yedirttirilmesin.

 Malatya’nın Sürgü köyünde Alevi aileye yönelik oruç tutmama tartışmasıyla başlayan “hoşgörüsüzlük”, Başbakan’ın, bugünkü Alevilerden daha fazla alevi olduğunu ve Hz. Ali gibi yaşadığını söyleyip,  Karacaahmet Cemevine “ucube” demesiyle tırmandı. Aslında şaşılacak bir şey yok. Seçim zamanında Alevileri yuhalattırarak demokrasimizin ne kadar ileri olduğunun naçizane örneğini göstermişti bizlere.

Ya Beyzbol Sopası. Çok manidardı doğrusu.  Yakında sadece taksicilerin kullandığı araç olmaktan çıkıp her evin temel gereksinimi haline gelebilir. Hatta yakında telefonda konuşurken: şu an elimde ne var biliyor musun?, Fotoğrafını çekip Facebook’a koyayımda gör şimdi gibi şakalar yapılırsa demokrasimizi ileri götürme yönünde adım atmış oluruz.

Durmayalım, devam edelim.

Bence ileri demokrasimin en güzel örneğini Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in insana akıl tutulması yaşattıran; “ Milletvekilleri ve Müsteşarlar enflasyon altına eziliyorlar” açıklamasıydı. Ağlamamak için zor tuttum kendimi.
Bence bu gidişata dur dememiz lazım.
Bu böyle gitmez dememiz lazım.
Durun hemen yanlış anlamayın.
Böyle gitmez derken, vekillerimizin enflasyon altında ezilmesine dur dememiz gerekir diyorum.
Aman ha, yanlış anlaşılmasın.
Ben Milleti, Meclise karşı soğutmak ve isyana teşvik ettirmek gibi bir şeyden bahsetmiyorum. Sakın ha.
Diyorum ki, bence halk olarak aramızda para toplayıp vekillerimizin ezilmesine son vermeliyiz.  Ben bundan bahsediyorum.
Hatta 2002 den bugüne kadarki, enflasyon farkları da hesaplanmalı. Maazallah yanlış hesaplarsak enflasyona ezilmesinler. Yoksa “yanlış hesap Bağdat’tan döner.“ Bir de faiz ödemek durumunda kalmayalım.

Olimpiyatlardaki başarısızlığa hiç girmeyelim. Keyfimiz kaçmasın şimdilik.
Hele olimpiyatlar bitsin, konuşuruz.

Tam yazıyı bitireyim derken Adalet Bakanı Ergin’in CHP Milletvekili’nin sorusuna verdiği cevaba bakakaldım. İleri demokrasinin naçizane bir örneğini burada göstermek görevimiz.
Soru şu: “Tutuklu ve hükümlü lise-üniversite öğrencilerinin sayısı ile bunlardan kaç tanesinin TCK’nın 220/6’ncı maddesinde yer alan ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ kapsamında cezaevlerinde tutulduklarını” soruyor.  
Cevap ileri demokrasimizle ne kadar övünsek az diyeceğimiz türünden. Cezaevlerindeki öğrenci sayısı 2854 imiş. Bunlardan 1778’i tutuklu, 1046’sı ise hükümlü. Tutuklulardan, 609’u ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan tutuklanmış. Hükümlü öğrencilerin 178’i de ‘silahlı terör örgütü üyesi’ olduğu gerekçesiyle hüküm giymiş.

Parasız eğitim istediği için, poşu taktığı için terör örgütü üyesi olmaktan tutuklayıp  cezaevine öğrencilerimizi tıktığımız için ileri demokrasimizle övünelim.

Görüldüğü üzere gündemi ve ileri demokrasi örnekleri bol olan bir ülkeyiz.

Bu kadarı bize bol gelir.
Tabi bu kadar yoğun gündeme karşı Meclis bol gelir, pardon bunun üstesinden zor gelir diyecektim, dedim de, ama gerek kalmadığını fark ettim.
Çünkü Meclis kepengi kapatmış zaten.
1 Temmuz- 1 Ekim arası tatildeymiş.
Tam 3 ay… 90 gün…
Her gün gündemin değiştiği demokrasimizin ilerlediği bir ülkede 90 gün tatil yapmalarını vekillerimize çok görecek değiliz ya.
Enflasyon altında bu kadar ezildiklerini bilerek; ileri demokrasimizin daha fazla zarar görmesine, ne kadar daha seyirci kalacaksınız, onu düşünün.
Eğer öyleyse, durmak yok uyu(t)maya devam o zaman.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder