Şu son haftalardaki ülkenin gündemine bakın.
Takip etmesi zor denecek kadar hızlı gelişiyor her şey.
Şemdinli olayı mesela…
İki haftadır
devam eden çatışmalar var. Bazı köyler boşaltılmış, bazı yerleşim yerlerine ise
6 Ekime kadar giriş yasağı koyulmuş. 6 asker şehit … Daha fazla şehit olduğu
söyleniyor. Tam olarak bilmiyoruz. Şemdinli’de ne oluyor? sorusuna Hükümet’ten
net açıklamalar gelmedi. Olağanüstü hal uygulamalarını aratmayacak gelişmeler
yaşanmakta olsa bile ileri demokrasiden taviz vermek yok.
Suriye’de işler karmaşıklaşmaya başladı. Daha doğrusu
AKP’nin istediği gibi gitmemeye başladı. Yoksa birden Kerkük’ü hatırlamazdık. 75
yıldır gitmediğimiz yere şimdi apar topar gitmemizin bir nedeni olmalı. İran’da
Suriye’nin yıkılmasına izin vermeyeceklerini açıkladı. Saflar sıklaşmaya
başladı yani. Rusya ve Çin’in kesin tavrı yakında belli olur. İleri
demokrasimiz için hayırlısı ne ise o olsun.
PKK mübarek ayda askerimizi şehit etmekten geri durmuyor
diyen din tüccarlar var, aynı zamanda bunlar Suriye’deki muhaliflere,
öldürmeleri için silah verenler. Ne
ilginç tesadüf değil mi? E Suriye’ye de ileri demokrasi götürülmeli. Durmak
yok, devam.
Bir diğer gündem, Gül ve Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı
yarışı.
Geçen hafta Abdullah Gül cephesinden yeni bir salvo
geldi. Cumhurbaşkanımız incinmiş haliyle, ikinci kez aday olmasını engellemeye
çalıştıkları için biraz sitemkârmış. Kamuoyuna verilen o kadar birlik
görüntüsüne rağmen kriz devam ediyor. Bizde heyecanla takip ediyoruz ne olacak
bu işin sonu diye. İleri demokrasimiz kazansın gerisi önemli değil.
Hatay Dörtyol’daki polislerin sıraya dizilmesi olayı var
bir de.
Polisler sıraya dizilmiş, AKP Milletvekilinin oğlu
teşhis yapıyor. Yanında kim var, İlçe Emniyet Müdürü. Bu duruma gelen tepkileri
önce görmezden geldiler. Öyle olmasa İlçe Emniyet Müdürü’nü İl Emniyet Müdür
Yardımcılığı’na atamazlardı. “Yok artık, bu kadar da olmaz” türünden tepkiler
gelince kararı geri çekmek zorunda kaldılar. Ama asıl ilginç olan, olayın
kameraya çekilip servis edilmesiyle ilgili kimsenin bir şey söylemiyor olması. Herhalde
susmak, ileri demokrasimiz açsından gerekli.
Buna benzer bir olay daha yaşandı geçtiğimiz hafta
içinde. Hatta AKP MYK’sında Ayşe Böhürler yüksek sesle itirazını dile getirdi. Ne demişti Başbakanımız vaktiyle. “İşkenceye
sıfır tolerans.” Ama işkence ve tecavüz
olaylarından Türkiye'yi üç kez mahkum ettiren polis şefi Sedat Selim Ay terfi
ettirilerek İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcılığı görevine atadılar. Başbakan
gelen eleştirilere tolerans göstermedi ve polise sahip çıkarak, polisimizi
yedirtmeyiz dedi.
İleri demokrasimizin daha da ileri gitmesi içinse bence
de yedirttirilmesin.
Malatya’nın Sürgü
köyünde Alevi aileye yönelik oruç tutmama tartışmasıyla başlayan “hoşgörüsüzlük”,
Başbakan’ın, bugünkü Alevilerden daha fazla alevi olduğunu ve Hz. Ali gibi yaşadığını
söyleyip, Karacaahmet Cemevine “ucube”
demesiyle tırmandı. Aslında şaşılacak bir şey yok. Seçim zamanında Alevileri
yuhalattırarak demokrasimizin ne kadar ileri olduğunun naçizane örneğini
göstermişti bizlere.
Ya Beyzbol Sopası. Çok manidardı doğrusu. Yakında sadece taksicilerin kullandığı araç
olmaktan çıkıp her evin temel gereksinimi haline gelebilir. Hatta yakında
telefonda konuşurken: şu an elimde ne var biliyor musun?, Fotoğrafını çekip
Facebook’a koyayımda gör şimdi gibi şakalar yapılırsa demokrasimizi ileri
götürme yönünde adım atmış oluruz.
Durmayalım, devam edelim.
Bence ileri demokrasimin en güzel örneğini Maliye Bakanı
Mehmet Şimşek’in insana akıl tutulması yaşattıran; “ Milletvekilleri ve
Müsteşarlar enflasyon altına eziliyorlar” açıklamasıydı. Ağlamamak için zor
tuttum kendimi.
Bence bu gidişata dur dememiz lazım.
Bu böyle gitmez dememiz lazım.
Durun hemen yanlış anlamayın.
Böyle gitmez derken, vekillerimizin enflasyon altında
ezilmesine dur dememiz gerekir diyorum.
Aman ha, yanlış anlaşılmasın.
Ben Milleti, Meclise karşı soğutmak ve isyana teşvik
ettirmek gibi bir şeyden bahsetmiyorum. Sakın ha.
Diyorum ki, bence halk olarak aramızda para toplayıp
vekillerimizin ezilmesine son vermeliyiz.
Ben bundan bahsediyorum.
Hatta 2002 den bugüne kadarki, enflasyon farkları da
hesaplanmalı. Maazallah yanlış hesaplarsak enflasyona ezilmesinler. Yoksa
“yanlış hesap Bağdat’tan döner.“ Bir de faiz ödemek durumunda kalmayalım.
Olimpiyatlardaki başarısızlığa hiç girmeyelim. Keyfimiz
kaçmasın şimdilik.
Hele olimpiyatlar bitsin, konuşuruz.
Tam yazıyı bitireyim derken Adalet Bakanı Ergin’in CHP
Milletvekili’nin sorusuna verdiği cevaba bakakaldım. İleri demokrasinin
naçizane bir örneğini burada göstermek görevimiz.
Soru şu: “Tutuklu ve hükümlü lise-üniversite
öğrencilerinin sayısı ile bunlardan kaç tanesinin TCK’nın 220/6’ncı maddesinde
yer alan ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ kapsamında cezaevlerinde tutulduklarını”
soruyor.
Cevap ileri demokrasimizle ne kadar övünsek az
diyeceğimiz türünden. Cezaevlerindeki öğrenci sayısı 2854 imiş. Bunlardan
1778’i tutuklu, 1046’sı ise hükümlü. Tutuklulardan, 609’u ‘silahlı terör örgütü
üyeliği’ suçundan tutuklanmış. Hükümlü öğrencilerin 178’i de ‘silahlı terör
örgütü üyesi’ olduğu gerekçesiyle hüküm giymiş.
Parasız eğitim istediği için, poşu taktığı için terör
örgütü üyesi olmaktan tutuklayıp cezaevine
öğrencilerimizi tıktığımız için ileri demokrasimizle övünelim.
Görüldüğü üzere gündemi ve ileri demokrasi örnekleri bol
olan bir ülkeyiz.
Bu kadarı bize bol gelir.
Tabi bu kadar
yoğun gündeme karşı Meclis bol gelir, pardon bunun üstesinden zor gelir diyecektim,
dedim de, ama gerek kalmadığını fark ettim.
Çünkü Meclis kepengi kapatmış zaten.
1 Temmuz- 1 Ekim arası tatildeymiş.
Tam 3 ay… 90 gün…
Her gün gündemin değiştiği demokrasimizin ilerlediği bir
ülkede 90 gün tatil yapmalarını vekillerimize çok görecek değiliz ya.
Enflasyon altında bu kadar ezildiklerini bilerek; ileri
demokrasimizin daha fazla zarar görmesine, ne kadar daha seyirci kalacaksınız,
onu düşünün.
Eğer öyleyse, durmak yok uyu(t)maya devam o zaman.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder