15 Ağustos 2012 Çarşamba

Londra Olimpiyatları: Bu da mı gol değil?



Hiç istemesek de, Londra olimpiyatları bitti.

27 Temmuz-12 Ağustos tarihleri arasında hem gündemin sıcaklığı hem de havaların bunaltıcı sıcaklığına hızır gibi yetişmişti.

Hani derler ya “ilaç gibi geldi” aynen öyle oldu.

Geçmişi M.Ö. 14.yy’a kadar dayanan ve Tanrılar Tanrısı Zeus’un onuruna düzenlenen oyunlardan milyar dolarların harcandığı 2012 Londra Olimpiyatlarına...

1896’da çağdaş olimpiyatların 13 ülkeden, 9 kategoride, 295 sporcuyla Atina’da başlamasından, bugün 204 ülkeden 38 kategoride 10.500 sporcuyla Londra Olimpiyatlarına…

Olimpiyatların yeşerdiği toprak olan Yunanistan’ın nasıl oluyor da 2 bronz madalya alan bir ülke ye dönüştüğüne...

Dünyanın ilk 20 ekonomisinde yer almayan ülkelerin Londra Olimpiyatlarında Türkiye’den daha fazla madalya alarak ilk 20 de yer almalarına…

Yani acısıyla tatlısıyla, sevinciyle üzüntüsüyle Londra Olimpiyatları bitti.

Hadi şimdi Londra Olimpiyatları’nı değerlendirmeye çalışalım.

Mesela ekonomik açıdan…

Toplamda harcanan para 9 milyar sterlinden fazla.

Sadece Londra Olimpiyatlarının açılışı için 27 milyon sterlin harcanmış.

Olimpiyat Stadı için 486 milyon sterlin harcanmış.

E bu kadar yüksek para harcanan olimpiyatları izlemenin bedeli de elbette yüksek olur.

Mesela açılışı izlemek isteyenler 2012 sterlini gözden çıkarmış olmaları gerek ya da çılgın veyahut deli olmaları gerek de diyebiliriz. Ama zenginsen, hiç biri sorun değil.

100 metre erkekler finalini yani Bolt’u izlemek için 725 sterlini gözden çıkarmanız gerekecek 
mesela.

Paraya kıyacaksın ama bütçende moratoryum ilan etmeyi de göze alacaksın.

Öncelikle olimpiyatların açılış ve kapanışında yapılan görsel şovların göz doyurucu olmasıyla birlikte, akıl almaz derecede harcamalara sebep olması biraz düşündürücüdür.

Zira Avrupa ekonomisi ciddi kriz alarmları veriyorken bu kadar paralar harcamak ne kadar 
doğru?
Buradaki eleştiri, olimpiyatların hem açılış ve kapanışlarında yapılan harcamalar hem de olimpiyatların geneli için yapılan harcamalar.

Elbette krize rağmen bu harcamaların abartılmasında,  krizi gizlemenin aracı olarak da kullanıldığı gerçeğini göz ardı etmeyelim.

İngiltere Başbakanı Cameron’a göre olimpiyatların ülke ekonomisine önümüzdeki 4 yıl için yapacağı katkı 13 milyar sterlin.

Bence birisi Cameron’a 2000 Sidney ve 2004 Atina olimpiyatlarının, o ülkelere bırakın ekonomik katkıyı zarar getirdiğini hatırlatsın.

Hele ki Yunanistan’ın durumu içler acısı.

Zira bu durum Cameron’u koltuğundan edebilecek bir durum yaratabilir.
Zeus’un kemikleri! kesin sızlıyordur.

E onun onuruna yapılıyordu, bak ne hale geldi şimdi.

Ayrıca eski Yunan’da önemli bir olimpiyat geleneği olan ‘Olimpiyat Ateşkesi’ yapılırdı. 

Hatırlatmak da yarar var.

Savaş halinde olan Yunan kent devletleri olimpiyatlardan 3 ay önce ateşkes ilan eder, en iyi sporcularını olimpiyatlara hazırlarlardı. Ve sporcular evlerine dönünceye kadar ateşkes devam ederdi.

Ama ‘çağdaş olimpiyatlar’ tarihinde bu durumu görmek mümkün değil.

1916 olimpiyatları I. Dünya Savaşı, 1940 ve 1944 olimpiyatları da II. Dünya Savaşı sebebiyle yapılamadı. Savaşlar olimpiyatlara tercih edildi.

Olimpiyat ruhu yavaş yavaş ‘ruhsuzluğa’ bürünmeğe başladı.

Londra olimpiyatları yapılıyorken bile, Suriye ve Ortadoğu’da ve dünyanın birçok bölgelerinde savaş ve kıyımlar devam ediyordu.

Neyse biz devam edelim.

Türkiye açsından olimpiyatların nasıl sonuçlandığına bakalım.
Her şeyin ilklerinin olduğu bir olimpiyat yaşadık diyerek başlayalım.
İngiltere’nin 542 sporcuyla katıldığı olimpiyatlara,
biz 114 sporcuyla 16 branşta katıldık.
Hem kadın hem de toplam sporcu sayısında rekor katılım sağladığımız bir olimpiyat oldu.
En fazla 33 sporcumuzla atletizmde yarıştık.
5 yeni branşta ilk kez yarıştık.
Eh haliyle beklenti de yüksekti.
Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olarak,
Gidişimiz muhteşemdi, dönüşümüz öyle olmadı.
2 altın, 2 gümüş ve 1 bronz madalya alabildik.
Katılan sporcularımızın 66’sının kadın olduğunu hatırlatalım.
Ve aldığımız 5 madalyanın 3’ünün kadınlardan geldiğini de hatırlatalım.

Şunu da hatırlatalım; kürtaj yasağı getirerek kadın bedenine müdahale eden, kadının sırtından sopayı eksik etmeyen ve kadınların erkeklerle eşit olamayacağını dillendiren bir zihniyetin hakim olduğu bir ülkede; kadın sporcularımızla gururlandık, alkışladık.

Madalya alıp o kürsüden indikten sonra ülkeye geldiğinde ona, kadın olduğunu hatırlatırız nasıl olsa.

İlklere devam edelim.

Durumun aslında ne kadar da; vahim olduğunu gösteren bir karşılaştırma yapalım.
Türkiye'nin 1936'dan bu yana katıldığı 12 olimpiyatta kazandığı altın madalya sayısı 36, toplam madalya sayısı da 74 iken Londra Olimpiyatlarında Çin’in kazandığı altın madalya sayısı 38, toplam da ise 88.

Başka şekilde diyecek olursak; 76 senede kazandığımız altın madalya ve toplam madalya sayısından fazlasını adamlar tek olimpiyatta aldılar.

Aramızdaki uçurumları sanırım daha net görebildik.

Aslında altın madalya kazandı diye göklere çıkartarak milli bayramlar yarattığımızı; bir 
bardak suda fırtına koparmaktan öteye bir anlam ifade etmediğini anlamamız gerekiyor.

Kazın ayağı hiç de öyle değil.

Sözün özü şu ki; Türkiye sistematik ve uzun vadeli planlar yapmadığı için bu başarısız tablo kaçınılmaz olarak karşımıza çıkıyor.

Şunu demeğe çalışıyoruz;
Mesela 2020 ve sonrasının olimpiyat sporcularını şimdiden yetiştirmeye başlamadıysan kaybettiğini kabul ettin demektir.
İşte bunun için programın olacak.
Kadroların olacak.
Alt yapı tesislerin olacak, tam donanımlı.
Son haddede de; sporcu bu işin son halkası.
Bunlar olmadan sporcu olmaz.
Devşirme sporcular politikasından da vazgeçsen iyi olur.
Olimpiyatlar; ‘olimpiyat ruhunu’ içselleştirmekle başlar.
2020 olimpiyatlarına ev sahipliği yapmamız muhtemel.
Ve şimdiden başlanmalı.

Son sözüm de, TRT’ye.
Acemiliğine geldi diyeceğim o değil, devlet televizyonusun.
Olimpiyat denilen bir organizasyonu yayınlayıp anlatacaksan, buna uygun yayın politikası ve sunumu yap.
Olimpiyat ruhu denilen şeyden zerre kadar bulaşmamış mı sana.     

        

Bu yazı 15.08.2012 tarihli Aydınpost sitesinde yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder